Tarım ve Hayvancılık

» Anasayfa » İlçemiz » Tarım ve Hayvancılık

İZMİT'DE TARIM

 

         KOCAELİ?DE TARIM

İLİN GENEL TANIMI :
Kocaeli ili Marmara bölgesinin doğusunda yer alır. Kuzeyinde Karadeniz ve İstanbul, doğusunda Sakarya ili, güneyinde Bursa, batısında İstanbul ve Marmara denizi bulunmaktadır.

Asya ile Avrupa?yı birleştiren önemli bir yol kavşağında bulunan Kocaeli ilinin yüz ölçümü 341.847 hektardır.

İlimiz; 12 ilçeden  ( İzmit, Gebze, Gölcük, Kandıra, Karamürsel, Derince, Körfez, Başiskele, Çayırova, Darıca, Dilovası, Kartepe ) ve Büyükşehir olmak üzere 13 belediyeden, 273 mahalle ve 243 köyden oluşmaktadır

Kocaeli ilinde araziler az yüksek, vadilerde fazla yarılmış yaylalar ve tepeler halini almıştır. İkinci zamanda oluşmuş eski araziler, kalker kayalar sularla fazla aşınmış dalgalı bir sahayı andırır. Dağlar güneyden kuzeye doğru itilmiş gibidir. Suları genellikle Karadeniz?e akar.

İlin güneyinde Samanlı dağları bulunmaktadır. En yüksek tepesi Kartepedir (1606 m), diğer dağlar ve tepeler ise; Dikmen dağı (1387 m), Naldöken dağı (1125 m), Naz dağı (717 m), Çene dağ (646 m) ve Karatepe dağı (530 m) dır.

Kocaeli ilinin başlıca ovaları İzmit kenti ile Sapanca gölü arasında uzanan düzlükler ile Dilovası?dır. Bunların dışında alanlar dalgalı düzlüklerden oluşmakta olup % 0-5 meyilli alanlar yok denecek kadar azdır.

İlin iklimi; İzmit körfezi kıyılarında ılık bir iklim, bu körfezin kuzey ve güneyini kaplayan dağlık kısımlarda daha sert bir iklim gözükür. Sonuç olarak Kocaeli ilinin ikliminin Akdeniz iklimi ile Karadeniz iklimi arasında bir geçiş meydana getirdiği söylenebilir. Yazlar sıcak ve az yağışlı, kışlar yağışlı ve nispeten ılık geçer. Kocaeli?nin Karadeniz?e bakan kıyıları ile güneyde İzmit körfezine bakan kıyıların arasında büyük farklılıklar göze çarpar. Kuzeyde Karadeniz kıyılarında kışlar soğuk olmasına rağmen güneyde kışlar ılıktır. Yağışlar kuzeyden güneye doğru azalır. Karadeniz kıyısında yıllık ortalama yağış miktarı 1000 mm yi geçerken İzmit?te 784,6 mm dir. İlin yıllık ortalama yağış miktarı ise 764 mm.dir.

Kocaeli?nin bitki örtüsü, genelde Marmara Bölgesi özelliğini taşımakla birlikte, kıyısıyla dağlık alanlar arasında önemli farklılıklar görülür. Ayrıca kuzeyden güneye doğru gidildikçe Karadeniz kıyısına özgü bitki topluluklarının yerini Akdeniz bitkileri almaya başlar.

Samanlı dağları ile Karadeniz kıyısı ardındaki alanlar sık ve nemcil ormanlarla kaplıdır.  Bu ormanlar daha çok kayından oluşur. Bazı kesimlerde kayına gürgen, kestane ve meşe de karışır. Samanlı dağlarının yüksek kesimleri iğne yapraklılarla örtülüdür. İzmit körfezi?nin kuzey ve doğusunda Akdeniz iklimine özgü makilere rastlanır.

 

 

NÜFUS   :
Kocaeli, nüfus büyüklüğü açısından ülkemizin önemli illerinden biridir. İlde sanayi ve hizmet sektörünün gelişmesi nüfus hareketlerini de önemli ölçüde etkilemektedir. Doğal artışın yanı sıra göç yoluyla da oluşan artış hızı bakımından Kocaeli 81 il içerisinde 15. Sıradadır. ( yıllık nüfus artış hızı binde  24,48 ) Kocaeli İli 1.560.138 nüfusa sahiptir. Bu nüfusun %50,53?ü (788.267 kişi) erkek, %49,47?si (771.871 kişi) kadındır. Km2?ye düşen insan sayısı olarak İstanbul?dan sonra 445 kişi ile nüfus yoğunluğu olarak ikinci sıradadır. Nüfusun; 1.459,77,?si (%93,57)ilçemerkezlerinde,100,336 ?si (%6,43) köylerde oturmaktadır.    

Tablo  1 : İlçeler İtibariyle Nüfus


İLÇESİ

TOPLAM  NÜFUS

İZMİT 

315.734

DERİNCE

124.452

GEBZE

305.557

GÖLCÜK

137.637

KANDIRA

49.769

K.MÜRSEL

51.987

KÖRFEZ

132.779

BAŞİSKELE

68.037

KARTEPE

93.809

ÇAYIROVA

88.523

DARICA

146.896

DİLOVASI

44.958

TOPLAM

1.560.138

Kaynak : TUİK  (31 Aralık 2010)

 

KOCAELİ EKONOMİSİNİN SEKTÖREL DAĞILIMI
Kocaeli yüzölçümü itibariyle Türkiye?nin en küçük illerinden biri olmakla birlikte Ülkenin sanayi üretimi içinde % 14.7?lik üretim payı ile sanayileşme hızı bakımından ülkemizin önde gelen illerinden biri durumundadır. Ülke gelişmişlik sıralamasında 3 büyük il?den sonra 4. Sırada, Kişi başına GSYİH miktarı ise 23.581 dolar ile 1. sırada yer almaktadır. İl Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH)' nin sektörler itibariyle dağılımına bakıldığında; %70'lik pay ile Sanayi Sektörü hakim sektör konumundadır. Hizmet Sektörü  % 27' lik pay ile 2. sırada yer almakta ve ağırlığı her geçen yıl artmaktadır. Tarım Sektörü' nün il GSYİH içindeki payı ise  % 3' tür. Tarımın ekonomideki payının az görünmesinin nedeni ilimizdeki sanayinin çok fazla olmasındandır. Fakat tarımsal değerler bakımından ülkemizdeki yeri 41. sıradadır. İl?de verimli ovaların büyük bir kısmı sanayi kuruluşları ve yerleşime açılması  nedeniyle verimli topraklar tarım arazisi olmaktan çıkmıştır
  Tablo 2 : Kocaeli İli Ekonomisinin Sektörel Dağılımı

SEKTÖRLER

% ORAN

TARIM

3

SANAYİ

70

HİZMET

27

TOPLAM

100

Kaynak : Anonim (2010)

 

        KOCAELİ?DE TARIM  VE ARAZİ KULLANIM DURUMU
Gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun tarım, tüm ülkeler için insanların temel ihtiyaçlarını karşılaması nedeniyle hayati öneme sahiptir. Çağımızın en son teknolojik olanaklarına sahip gelişmiş ülkeler de tarımsal üretimin vazgeçilemez olduğunun bilincindedirler. Bunun için dünyanın sanayide en gelişmiş ülkeleri bu gün kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra dünyaya tarımsal ürün de ihraç etmektedir. Dünyanın birçok bölgesinde yaşanan savaşlar, hızlı nüfus artışları, kuraklık, temel ihtiyaç maddelerinin yetersizliği nedeniyle yaşanan açlık ve ölümler tarımsal üretimin insanlar için yaşamsal önemini çarpıcı bir şekilde göstermektedir.

 

 

Ülkemiz ekonomisinin en fazla milli gelire sahip illerinden biri olan Kocaeli vergi ödemesi ve sanayileşme hızında Türkiye?nin en önde gelen illerinden birisidir. İlimiz ekonomisi, sanayi ve hizmet sektörü ağırlıklı olmasına rağmen, tarımsal
üretime uygun ekosistemi, hızla çoğalan kent nüfusunun temel ihtiyaçlarının
karşılanması, nüfusunun yaklaşık % 7?lık kısmını teşkil eden, bucak ve köylerimizin büyük bir bölümünün tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlamakta olduğu, kent merkezinde oturup hala köy katkılı ekonomik yaşam süren birçok
ailenin bulunması, ilimiz tarımını önemli kılmaktadır. Ayrıca tarımın kent ekonomisinde payı çok az gözüküyorsa da tarımın kayıt dışı ekonomik katkısı görünenden çok daha fazladır.

İlimizde, tarımda aktif aile başına 42 dekar işlenebilir arazi düşmektedir. Üstelik bu araziler çok parçalıdır. Bu olgu il tarımını küçük ve marjinal işletmelere yönlendirdiğini ve tarımda dengesiz bir toprak dağılımının olduğunu göstermektedir. Söz konusu yapı tarımda ekonomik işletmeler kurulmasını zorlaştırmaktadır. Ayrıca uygulanan ekonomik politikalar tarımsal çalışmaları yapılamaz hale getirmiştir.

İlimizin arazi varlığı 341.847hektardır. Bunun 125,528 hektarı tarım alanı, 11,859 hektarı çayır-mera, 147,429 hektarı orman ve fundalık alanı, 57,031 hektarı ise tarım dışı arazidir. Var olan 125,528 hektar tarım arazisinin 32.593 hektarı sulanabilecek karakterde olmasına rağmen çeşitli yöntemlerle ancak bunun 12.825 hektarı sulanabilmektedir. 112.703 hektar alanda ise kuru tarım yapılmaktadır.

  Tablo 3 : Kocaeli İlinin toplam arazi varlığı 341.847 hektar olup arazi kullanım durumu

ARAZI DAĞILIMI

YÜZ ÖLÇÜMÜ (Hektar)

TARIM ALANI

125.528

ÇAYIR VE MERA

  11.859

ORMAN VE FUNDALIK

147.429

TARIM DİŞİ ARAZİ

57.031

TOPLAM

341.847

Kaynak : Anonim (2010)

Kullanılan 125.528 hektar tarım arazisinin 110.246 hektarı tarla tarımı (buğday, arpa, yulaf, endüstri ve yem bitkileri ), 12.089 hektarı meyvelik ve bağ, 251 hektarı zeytinlik, 2.892 hektarı sebze, 50 hektarı süs bitkileri alanıdır. Yıldan yıla değişmekle birlikte 8.337 hektar nadas alanı ve 23.068 hektar kullanılmayan tarım arazisi vardır.

 

 

Tablo 4 : Kocaeli Tarım Arazileri Kullanım Durumu

KULLANIM AMACI

ALAN (Hektar)

TARLA TARIMI

110.246

SEBZE

    2.892

MEYVE

  12.089

ZEYTİNLİK

       251

SÜS BİTKİLERİ

         50

TOPLAM

125.528

Kaynak : Anonim  (2010)

 KOCAELİ İLİ?NDE YETİŞTİRİLEN TARIMSAL ÜRÜNLER
Hububat :
Tarım arazilerinin önemli bir bölümünü kaplar. İl de hububat ekilişleri ile münavebeli olarak,  bir çapa bitkisi olan mısır ve ayçiçeği ekimi yapılmaktadır.  Genç nüfusun iş bulurum umuduyla kentlere göç etmesi sonucu kırsalda kalan nüfusun yaşlanması, hububat ekilişinde tarla sürümünden hasadına kadar bütün çalışmaların makine ile yapılması (kolaylaşması) nedeniyle çiftçiler hububat ekilişlerini tercih etmektedirler. Ayrıca her ne kadar buğday fenolojisi ilimize uymuyorsa da kırsal kesimde yaşayanların geleneksel üretim biçimidir.

Kocaeli ilinde toplam 63048 hektar alanda tahıl ekimi yapılmaktadır. Bunun 31.146 hektarı buğday, 8.690 hektarı arpa, 14.705 hektarı yulaf,8.505 hektar ise dane mısırdır.

İl?de ekimi yapılan hububat alanı, üretim miktarı ve ortalama verim tablo 5?te detaylı olarak verilmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Tablo 5 : Kocaeli İli Hububat ekim alanı ve üretim miktarı ve ortalama verim.

ÜRÜN ADI

EKİLEN ALAN

(Ha)

 

 

 

ÜRETİM MİKTARI (Ton)

ORT. VERİM (Ton/Ha)

Buğday(Durum)

2.100

9030

4,3

Buğday (Diğer)

29.046

98.679

3,4

Arpa (Diğer)

8.690

28.477

3,3

Yulaf (Ot)

4.800

14.000

3,0

Yulaf (Dane)

9.905

26.295

2,6

Mısır (Dane)

8.507

69.757

8,2

HUBUBAT TOPLAM

63.048

246.238

 

Kaynak : TUİK

Baklagiller, Soğanlı ve Yumrulu Bitkiler :
Kocaeli ilinde genel olarak açık alanda, kısmen örtü altında taze fasulye yetiştiriciliği yapılmaktadır. Kuru fasulye ekimi yok denecek kadar azdır. İl?de yemeklik baklagil ekiliş alanı 285 ha, yumrulu ve soğanlı bitkiler ekiliş alanı ise 133 ha dır.

İl?de ekimi yapılan yemeklik baklagil, yumrulu ve soğanlı bitkiler ekiliş alanı, üretim miktarı, ortalama verim Tablo 6?da detaylı olarak verilmiştir.

Tablo 6 : Kocaeli İli Baklagil ekim alanı, üretim miktarı ve ortalama verim


ÜRÜN ADI

EKİLEN ALAN
(Ha)

ÜRETİM MİKTARI (Ton)

ORT. VERİM (Ton/Ha)

Nohut

19

30

1,6

Fasulye (Kuru)

266

427

1,6

BAKLAGİL TOPLAM

285

457

 

Patates (Diğer)

73

1.263

17,3

Tatlı Patates

3,6

57,6

16

Soğan (Kuru)

46,4

1.242,4

27

Sarımsak (Kuru)

10

98

9,8

SOĞANLI VE YUMRULU BİT. TOPLAM

133

2.661

 

Kaynak : TUİK

 

Endüstri Bitkileri :
Kocaeli ilinde yaygın olarak keten üretimi yapılırken bu gün sadece Kandıra ilçemizde keten tohumu ekimi yapılmaktadır. Önceki yıllarda yaygın olarak ekimi yapılan ayçiçeğinde kök çürüklüğü hastalığı çıkması nedeniyle ayçiçeği  üretimine ara verilmiş, ülkemizde yağ açığının artması sonucu Bakanlığın sağladığı teşviklerin de etkisiyle ayçiçeği ekiliş alanları yaygınlaşmaktadır. Ayrıca, ilde dane mısır, yıldan yıla ekiliş alanı azalmakta olsa da şeker pancarı ve tütün üretimi yapılmaktadır. İlde toplam ayçiçeği ekiliş alanı 940 hektar,  dane mısır ekiliş alanı 1370 hektar, şeker pancarı ekiliş alanı ise 35 hektardır.

Endüstri bitkileri ekiliş alanı, üretim miktarı ve ortalama verim Tablo 7?de verilmiştir.

Tablo 7 : İlin Endüstri Bitkileri ekiliş alanı, üretim miktarı ve ortalama verim


ÜRÜN ADI

EKİLEN ALAN
(Ha)

ÜRETİM MİKTARI (Ton)

ORT. VERİM (Ton/Ha)

ENDÜSTRİ BİTKİLERİ

 

 

 

Tütün

5

8

1,6

Şeker Pancarı

34

1.768

52

Keten (Lif)

1

1

1

Keten (Tohum)

1

0,7

0,07

Ayçiçeği (Çerezlik)

40

75

1,9

ENDÜSTRİ BİTKİLERİ TOPLAMI

81

1.852,7

 

Ayçiçeği (Yağlık)

900

1.478

1,6

Mısır (Dane)

1370

11.234

8,2

YAĞLI TOHUMLAR TOPLAMI

2.270

12.712

 

Kaynak : TUİK

Yem bitkileri
Yıl içindeki dağılımı düzensiz olsa da 764 mm yıllık yağış ortalaması, iklim etkenlerinden hava rutubetinin yüksekliği( en yüksek % 96, en düşük  % 5 (Eylül ayı), ortalama ise % 71) Kocaeli ilinde pek çok bitkinin ve dolayısıyla baklagil yem bitkilerinin kolayca yetişebileceği bir ortamı oluşturur.

Hayvancılığı gelişmiş ülkelerde tarım alanlarının % 25-40?ı yem bitkileri üretimine ayrılırken, ülkemizde yem bitkilerinin tarla ziraatı içersindeki payı sadece % 4-5 düzeyindedir(silajlık mısır dahil). Bu olumsuzluğu gidermek üzere Bakanlığın sağladığı desteklerin yanı sıra İl Tarım Müdürlüğünün İl Özel İdaresi destekli dağıtılan fiğ, yonca, korunga ve silajlık mısır tohumları yem bitkisi ekilişlerini artırmıştır. Son üç yılda bu projenin durdurulması yem bitkisi ekiliş alanlarını yeniden düşürmüştür. İlimizde hayvancılığı geliştirmek amacıyla yem bitkileri ekilişi mutlaka artırılmalıdır.

 

 

İlde toplam yem bitkileri ekiliş alanı 13.024 hektar olup, dağılımı Tablo 8?de detaylı olarak verilmiştir.

Tablo 8 : Kocaeli İli Yem Bitkileri ekim alanı, üretim miktarı ve ortalama verim


ÜRÜN ADI

EKİLEN ALAN
(Ha)

ÜRETİM MİKTARI (Ton)

ORT. VERİM (Ton/Ha)

Mısır (Hasıl)

86

519

6,0

Mısır (Silajlık)

4.078

97.257

23,8

Kuş Yemi

0

0

_

Tritikale (Ot)

85

382

4,5

Tritikale (Dane)

5

16

3,2

Fiğ

7.003

23.922

3,4

Yonca (Kuru Ot)

1.689

22.385

13,3

Korunga

78

374

4,8

YEM BİTKİLERİ TOPLAM

13.024

144.855

 

Kaynak : TUİK

Meyvecilik, Sebzecilik,  Seracılık:
Çevresinde yer alan yüksek dağlarla kuzey rüzgarlarından korunan, ılıman iklimli körfez çevresi sebzeciliğe ve meyveciliğe çok uygundur. Ulaşımın gelişmesi, tüketim merkezlerine yakınlık, meyve ve sebze yetiştiriciliğinin üreticilere iyi gelir getirmesi nedeniyle bölgede bu üretim biçimlerini yapılabilir kılmaktadır. Kocaeli Özel İdare bütçesinden üreticilere sağlanan desteklerle birim alanda daha fazla ürün almak üzere seralarda sebzecilik son yıllarda hızlı bir gelişme göstermiştir. İzmit, Karamürsel ve Gebze ilçelerimiz ve köylerinde yaygın olarak seracılık yapılmaktadır.  Seracılığın geliştiği yerler İzmit ilçesinde; Bayraktar, Başiskele ilçesinde Kullar, Yuvacık,Kartepe ilçesinde
Eşme, Gebze ilçesinde Kadıllı, Karamürsel ilçesinde Tepeköy? dür. Özellikle İlimizin Gebze İlçesi Kadıllı Köyü ve civarı ile İzmit Bayraktar köyünde yoğun olarak seracılık yapılmakta ve üretilen ürünler İstanbul metropolünde pazar olanağı bulmaktadır.  Bu seralarda özellikle hiyar, domates, marul ve taze fasulye yetiştiriciliği yapılmaktadır

Kocaeli ilinde tarım alanlarının sanayi ve yerleşim alanlarına açılması nedeniyle meyvecilik yapılan alanların daralmasına bağlı olarak ağaç sayısı da azalmıştır. Özellikle geçmişte; ülke genelinde kabul gören ve tanınan çavuş üzümü bağları ve kiraz alanları bu oluşumdan daha fazla etkilenmiştir.

Kocaeli ilinde en fazla üretim alanına sahip meyve fındık bahçeleridir. Sırasıyla
bunu kiraz, şeftali, elma ve armut takip eder. Eşme ayvası ülke çapında ünlüdür.  İzmit, Kartepe, Başiskele, Kandıra ve Karamürsel ilçelerinde çilek yetiştiriciliği yaygınlaşmakta, üretici önemli gelir elde etmektedir.

 

 

 

Kocaeli ilinde, 12.340 ha alanda meyve, 2.892 ha alanda sebze, 50 ha alanda ise süs bitkileri üretimi yapılmaktadır.

Meyve üretim alanı ve üretim miktarı Tablo 9?da, en çok üretimi yapılan meyve türleri Tablo 10?da, açık alanda en çok üretimi yapılan sebzeler Tablo 11?de açık alanda, örtü altında yetiştirilen sebze miktarları ise Tablo 12?de detaylı olarak verilmiştir.

 Tablo 9 : Kocaeli ilinde Meyve üretim alanı ve üretim miktarı


İLÇE ADI

ALAN (Ha)

ÜRETİM(Ton)

İZMİT

2.532

20.087

DERİNCE

12

312

GEBZE

167

768

GÖLCÜK

465

3.687

KARAMÜRSEL

1834

15.184

KANDIRA

7.038

12.319

KÖRFEZ

41

128

Tablo 10 : Kocaeli ilinde en çok üretimi yapılan meyveler tablosu.


SIRA NO

ÜRÜN ADI

ÜRETİM ALANI (ha)

ÜRETİM MİKTARI (TON)

ORT. VERİM (Ton/ha)

1

Fındık

8.419,1 

14.405,6 

1,71

2

Kiraz

992,1 

7.954,5 

8,01

3

Şeftali (Diğer)

493,7 

5632,5 

11,40

4

Erik (Tüm Çeşitler Dahil)

405,0 

5794,1 

14,30

5

Armut

321,1 

4.448,1 

13,85

6

Elma Starking

267,8 

2.803,1 

10,46

7

Ceviz

384,2 

1391,3 

3,62

8

Elma Golden

203,5 

2.184,0 

10,73

9

Üzüm (Sofralık)

197,1 

2.276,0 

10,02

10

Ayva

181,2 

2.722,7 

15,02

11

Elma Diğer

141,2 

1.699,1 

12,03

12

Vişne

114,5 

708,8 

6,19

13

Nar (Yeni Bahçe)

74,0 

0,0 

0,00

14

Kestane

71,9 

260,1 

3,64

15

Çilek (Örtüaltı Dahil)

56,4 

1.672,0 

29,65

16

Kivi

46,1 

1.219,0 

26,44

17

Şeftali (Nektarin)

42,1 

346,9 

8,23

18

İncir

18,1 

419,0 

23,15

19

Elma Granny Smith

11,0 

172,5 

15,68

21

Trabzon Hurması

7,0 

41,0 

5,86

24

Dut

0,0 

132,0 

 

   Kaynak : TUİK

Tablo 12  : Açık Alanda En Çok Üretimi Yapılan Sebzeler


SIRA
NO

ÜRÜN ADI

EKİLEN
ALAN (Ha)

ÜRETİM MİKTARI (Ton)

ORT. VERİM
(Ton/Ha)

1

Domates Sofralık

539,0

16.004,8

29,69

2

Biber(Sivri-Çarli)

481,0

6.390,2

13,28

3

Karpuz

292,3

10541,3

36,06

4

Fasulye Taze

254,8

3.266,1

12,81

5

Ispanak

173,3

2092,0

12,07

6

Patlıcan

136,7

2.441,0

17,85

7

Domates Salçalık

110,0

4.543,0

41,30

8

Lahana Beyaz

101,4

3.637,0

35,86

9

Kabak Bal

80,8

2313,5

28,63

10

Soğan Taze

80,2

865,2

10,78

11

Kabak Sakız

76,8

1.405,0

18,29

12

Biber Dolmalık

71,5

772,8

10,80

13

Marul Göbekli

57,1

841,0

14,72

14

Bakla Taze

56,4

756,0

13,40

15

Barbunya Fasulye Taze

50,1

554,7

11,07

16

Biber Salçalık

47,5

499,5

10,33

17

Bezelye Taze

44,3

424,0

9,57

18

Pırasa

39,9

979,9

24,55

19

Marul Kıvırcık

36,1

524,2

14,52

20

Hıyar Sofralık

26,9

829,9

30,85

Kaynak : TUİK

 

Tablo 11 : Kocaeli ilinde açık alan ve örtü altı sebze ekiliş alanı
ve üretim


YETİŞTİRME ŞEKLİ

EKİLİŞ ( Ha )

ÜRETİM( TON)

AÇIKTA SEBZE YETİŞTİRİCİLİĞİ

2.784

62.145,0

ÖRTÜALTISEBZE YETİŞTİRİCLİĞİ

108,2

8.794,05

TOPLAM SEBZE ALANI

2.892,2

70.939,05

   Kaynak : TUİK

Hayvancılık:
İnsan beslenmesi, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de çağımızın sorunlarının başında gelmektedir. Beslenme denilince akla yeterli ve dengeli beslenme gelir. Vücudun ihtiyaç duyduğu besin maddeleri yeterli miktarda almak önemlidir. Yeterli ve dengeli beslenmenin başında proteinli besinler

 

 

 

tüketmek gelir. Proteinli besin maddeleri ise hayvansal ve bitkisel kaynaktan sağlanır.

Büyük ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde amaç birim hayvandan en fazla ürün almak ve maliyetini en aza indirmektir. Maliyeti en aza indirmede en önemli araç meralardır.

İlimizde çayır-mera alanları yok denecek kadar az olması, ilin Anadolu- Avrupa ulaşım yolu üzerinde bulunması nedeniyle olası bulaşıcı hayvan hastalıklarından korumak amacı hayvancılığımızın nitelik ve nicelik olarak değişimine yol açmıştır.  Bu anlamda ilimiz hayvancılığı mera hayvancılığından kapalı ve yarı açık ahır hayvancılığına dönüşmüş, yerli ırkların sayısı azalırken üstün verimli saf ve melez ırkların sayısı artmıştır. Yarı açık ahırların yaygınlaşmasında İzmit Ziraat Odasının uyguladığı AB destekli yarı açık ahırlarda hayvan yetiştiriciliği eğitimi projesi ile yaptığı yayım çalışmaları etkili olmuştur. Oluşan bilinç ve ekonomik koşullar nedeniyle üreticilerimiz yarı açık ahırlarda kültür ırkı süt ve besi hayvancılığına yönelirken var olan aile işletmeleri yerine ekonomik işletmeler kurmaktadırlar. Ancak, yem bitkileri ekilişlerinin yetersizliği, yem girdilerinin sürekli artmasına rağmen çıktı fiyatlarının bu fiyatlar karşısında yetersiz kalması, meraları azlığı nedenleriyle hayvancılık istenen seviyeye gelememektedir.

Ülkemizde kırmızı et üretiminin azalması sonucu ortaya çıkan hayvansal protein açığını kapatmak için kullanılan ürünlerden biriside tavuk etidir. Et ve yumurta tavukçuluğu, ilin en önde gelen hayvancılık kollarından birisidir. İlimiz toplam piliç eti üretim değerlerine bakıldığında 1994 yılında Türkiye genelindeki payı %3,10 iken bu gün ülkemiz tavuk üretiminde % 10?luk paya sahiptir.

Tavuk ürünleri üretiminde ilimizin en büyük avantajı, Türkiye?nin en yoğun nüfus yapısına sahip olması ve büyük metropollere yakınlığıdır. Tavukçuluğun gelişmesinde 1990?lı yıllarda uygulanan teşvik programları ve firmaların günümüzde de işletmelerle uygulamasını sürdürdüğü sözleşmeli üretim sistemi etkili olmuştur. İlin kanatlı üretimi yıldan yıla artmış ancak bu sektör olumsuzluklardan kolayca etkilenmiş/etkilenmektedir (kuş gribi gibi).

İlimiz ikliminin Karadeniz ve Akdeniz iklimi arasında geçiş bölgesi olması nedeniyle florasının uygunluğu, Trakya gibi ayçiçeği ekiliş alanları ve İstanbul?da bulunan püren alanlarına yakınlığının sağladığı avantajla Kocaeli ilinde gezginci arıcılık yapılmakta ve her geçen yıl arı koloni sayısı artmaktadır.

Koyun ve keçi yetiştiriciliği meraların yetersiz olmasına bağlı olarak hızla

 

 

 

gerilemektedir. İldeki koyunların büyük bir bölümü kıvırcık ırkındandır. Az sayıda dağlıç ile meraklıların yetiştirdiği sakız koyunu bulunmaktadır.  Kocaeli? de 66.520 adet kültür ırkı ve melezi büyük baş, 43.159 adet küçükbaş hayvan,
42.092 adet arı kolonisi ve 8.060,781 adet kanatlı vardır. Kanatlı hayvan varlığı olarak en fazla yetiştiricilik İzmit ve Kandıra İlçemizde yapılmaktadır. Söz konusu ilçelerdeki işletmelerin yoğun çalışma alanı et tavukçuluğudur.(Broiler )

Kocaeli ili büyük ve küçükbaş hayvan varlığı ile arı varlığı Tablo 13?te, kanatlı varlığı ise Tablo14?te detaylı olarak verilmiştir.

Tablo13  : Kocaeli ilinin büyük ve küçükbaş  hayvan ile arı varlığı ilçeler düzeyinde detaylı olarak aşağıda verilmiştir.

Kaynak : TUİK

 

Tablo 14: Kocaeli ilinin kanatlı  hayvan varlığı.


İLÇE ADI 

KANATLI TÜRLERİ

TAVUK

HİNDİ

ÖRDEK

KAZ

İZMİT

40000

850

1650

150

GEBZE

5377

189

163

151

KANDIRA

105000

1182

562

708

GÖLCÜK

4108

120

158

113

KARAMÜRSEL

9170

180

225

170

KÖRFEZ

28250

260

35

135

DERİNCE

9960

250

50

20

BAŞİSKELE

13000

35

250

15

KARTEPE

15800

24

300

45

ÇAYIROVA

215

30

42

55

DARICA

630

140

65

78

DİLOVASI

1257

69

67

105

TOPLAM

232767

3329

3567

1745

Kaynak : TUİK

 

İZMİT ZİRAAT ODASI VE TARIMA BAKIŞI
Özellikle Mahalle ve köylerde geçimini tarımla sağlayan insanlarımızın örgütlenmesinde en önemli mesleki kuruluş ve sivil toplum örgütü Ziraat Odalarıdır. İzmit Ziraat Odası 1963 yılında kurulmuş olup günümüze kadar faaliyetlerine devam etmektedir. Şu anda gerek üye gerekse temsilcilikler vasıtasıyla İzmit?teki tüm mahalle ve köylerimizde temsil edilmektedir. 4.000  civarında üyesi ile kentimizin en güçlü üye yapısına sahip sivil toplum örgütlerinden biridir. Odamız 6964 sayılı kanunla kurulmuş olup, çiftçilerimizin mesleki hizmetlerini görmek, tarım sektörünün gelişmesine çalışmak, devletin tarımsal plan ve programının gerçekleşmesine yardımcı olmak, çiftçinin genel ihtiyaç ve mesleki faaliyetlerinde kolaylık, birbirlerine ve devletle ilişkilerinde dürüstlük ve güveni hakim kılmak amacıyla kurulmuş tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde sivil yönetime sahip kuruluştur.

 

 

 

 

 

Çiftçilerin devlet ile ilişki ve işbirliğini sağlayan Ziraat Odalarının en önemli
görevlerinden biride çiftçilerimizin haklarını,  menfaatlerini korumak ve kollamaktır.

Az bir zaman öncesine kadar; ihtiyacı olan tarım ürünlerini yetiştiren, birçok üründe üretim fazlasını dışarıya satan dünyanın yedi ülkesinden biri olan ülkemiz, günümüzde; kuru fasulye, nohut, mercimek, susam, buğday, canlı hayvan, et ithal eder duruma gelmiştir.

Birisi ötekine tercih edilmeden, başa baş gitmesi gerekirken; 1980 yılından itibaren devlet politikası haline gelen,  her şeye rağmen sanayi anlayışı, tarımın ihmal edilmesine sebep olmuştur. Sonuçta; Atatürk?ün ?Köylü Milletin Efendisidir? söylemi günümüzde unutulmuş, ülkemizde ihmal edilen ve tutarlı tarım politikalarıyla desteklenmeyen tarım, gelir dağılımında en kötü durumda olan sektör haline gelmiştir.

İzmit Ziraat Odası olarak tarım ve hayvancılık sektörünün yaşadığı bu olumsuzluklardan kurtularak kalkınması için devletin ulusal bir tarım politikası belirleyerek üretim planlaması yapması, stratejik ürünlerin ithalatında vergilerin artırılması, tarımsal üretimin korunması, desteklenmesi ve desteklerin zamanında ödenmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

KOCAELİ?DE TARIMIN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

1.Kocaeli de tarımında aktif aile başına 42 dekar işlenebilir arazi düşmektedir.   İşletme başına düşen arazi miktarı az, parça sayısı fazladır. ( 5-20 parça) Ülkemizde olduğu gibi ilimizde de miras yoluyla arazi büyüklüğü bu güne kadar azalmış, ancak parsel sayısı artmıştır. Miras hukukunun düzenlenmemesinden kaynaklanan bu sorun tarım işletmelerinin ?ticari tarım? yapmayıp ?geçimlik tarım? yapmasına neden olmuş/olmaktadır. Bu işletmeler geçimlik tarım yaptıklarından birim alandan elde edilen ürün maliyeti fazla, tarımsal mekanizasyon yetersizdir. Kırsalda yaşayan bir ölçüde toprağa bağlı kalıp genel ekonomiye yeterince katkı yapmamaktadırlar.

Sorunun çözümü için; Ülkenin tarım politikası geçici uygulamalardan daha çok bilimsel veriler ışığında biçimlendirilmelidir. Zorlayıcı, buyurucu, katı politikalar yerine katılımcı, rekabet ortamına küresel ölçekte uyum sağlayabilen, istenilen miktar ve kalitede üretim yapabilen, birim alandan nitelik ve nicelik olarak yüksek verim alabilmeyi sağlayan sistem ve politikalar tasarlanmalı/ uygulanmalıdır.

 

 

 

Ekonomik işletmelerin kurulabilmesi için toprak mirasıyla ilgili yasa da tarım arazilerinin optimum büyüklükten aşağı bölünmemesi yönünde yapılacak değişiklik bir an önce hayata geçirilmeli, parçalı araziler toplulaştırılmalı, ekonomik işletmeler kurulmasını özendirici destekler verilmelidir.

Tarım dışı amaçla kullanılacak arazilerin alınma sürecinde Toprak Koruma Kurulu üyeleri görüş ve onay verirken, tarım toprakları lehine kamu yararı gözetmelidir. ( 1 cm. toprağın oluşması için geçen yılın uzunluğu, toprağın üretilemeyen meta olduğu, ilimizde tarım yapılamayacak alanların var olduğu vb gerekçelerle )

Kocaeli? de ekolojik dengelerin ve tarımsal bütünlüğün bozulmaması için verimli tarım toprakları, tarımsal sit alanı olarak belirlenmelidir.

2. Tarımsal ürün fiyatları ve üretim maliyetleri Dünya piyasalarında ağırlık taşıyan ülkelerle karşılaştırıldığında, yüksek kalmaktadır. Bunun en önemli nedenleri;

  • Türkiye?deki tarımsal girdi fiyatlarının ve özellikle akaryakıt, hibrit tohum ile tarımsal ilaç gibi girdilerin fiyatlarının çok yüksek olması,
  • Ülkemizde, ilimizde tarım sektörünün ekonomik ve sosyal açıdan taşıdığı önem yanında risk ve belirsizliği yüksek, üretim doğrudan doğruya doğa koşullarına bağlı, üretim süreci uzun, parasal geri dönüşüm hızı düşük, bu nedenlerle de sermaye birikimi yetersizdir.

 

  • Çiftçinin işlemeli tarım yapmaması gereken 6. ve 7. sınıf arazilerde işlemeli tarım yapılması
  • Yukarıda anlatıldığı gibi arazilerin yapısal sorunlarından (arazilerin dağınık, parçalı ve küçük olması) ötürü verimlilik düzeyinin düşük oluşudur.

 

Küçük işletmelerde modern teknolojinin uygulanması zor ve masraflı olduğundan Türkiye?de birim alan ve birim hayvandan elde edilen ürün verimleri de düşüktür. Örneğin FAO verilerine göre inek başına Dünya süt verimi ortalaması 2034 kg/yıl iken Türkiye?de bu rakam 1669 kg/yıl, AB ülkelerinde ise 5776 kg/yıl?dır. Diğer tarımsal ürünlerde de durum pek farklı değildir.

Tarım ve hayvancılığın sağladığı istihdam ve sürdürülebilir yaşam için gerekliliği yanında, işlenmiş veya ham madde olarak ihraç ürünü olması nedeniyle tarım sektörünün desteklenmesi, teşvik edilmesi ve korunması gerekir. Ayrıca, ülke tarım ve hayvancılığın dünya piyasalarıyla rekabet edebilmesi için devletin;  tarım ve hayvancılık sektöründe optimum, rekabet edebilir işletmeler kurulmasını teşvik edecek politikalar geliştirmesi, uygulamaya koyması, oluşan bu ekonomik işletmeleri koruması, desteklemesi ile sürdürülebilirliğini sağlaması gerekir.

3. Ülkemizde çeşitli isimler altında tarım ve hayvancılığa destek verilmektedir.

 

 

 

Ancak bu desteklerin büyüklüğü, toplam bütçe içindeki oranı göz önünde bulundurulduğunda devletin çiftçisine verdiği destek miktar olarak azdır.
Örneklemek gerekirse AB?nin bir yılda tarıma yaptığı sübvansiyon 45 milyar Euro ile toplam bütçesinin yaklaşık yüzde 40?ını oluşturmaktadır. Türkiye?de ise 2009 dahil sekiz yıllık süreç incelendiğinde tarım destek bütçesinin Milli Gelire oranı zamanla giderek düşmektedir. 2002 yılında tarımı desteklemek için milli gelirin %0,65?i ayrılırken 2009?da bu oran %0,49?a düşmüştür.( 2004 yılında 3 milyar 84 milyon lira, 2005 yılında 3 milyar 708 milyon lira, 2006 yılında 4 milyar 747 milyon lira, 2007 yılında 5 milyar 555 milyon lira, 2008 yılında 5 milyar 809 milyon lira, 2009 yılında 5 milyar 605 milyon lira destek verilmiştir. ) Halbuki Tarım Kanunu?na göre bu oran milli gelirin asgari %1?i olması gerekmektedir. Yasa hükmüne uygun bir bütçe hazırlansaydı, 2009 yılında tarımsal destek bütçesinin asgari 11 milyar YTL olması gerekirdi.

Fert olarak verilen desteğe baktığımızda ise ABD?de, çiftçi başına verilen destek Türkiye?dekinin 35 katıdır.
Ayrıca, ülkemizde devletin çiftçiye ödediği destek miktarlarının yetersizliği yanında bu destekleri uzun zamana yayarak ödemektedir. Örneğin 2008 yılı ürünleri destek ödemelerini 2009 da ödemiş, 2009 ?u ise 2010 yılında ödeyeceğini açıklamıştır. Oysa zamanında ödenmeyen desteğin destek olmadığı da gerçektir.

2010 yılında ülkemiz; tarımda

üretim ve destekleme modelini sil baştan değiştirerek, ürün yerine havza bazında desteklemeyi öngören  yeni bir model uygulamaya başlayacaktır.
Bakanlık; Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli ile tarım havzalarını belirlemek, sağlıklı bir tarım envanteri hazırlamak, tarımda üretim planlamasını yapmak, bu çerçevede hangi ürünün nerede ne kadar üretileceğini belirlemek ve çiftçinin gelirini artırmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, tarım havzaları modeli ile geleceğe ait talep projeksiyonları yapılarak, sonuçta tarımsal desteklerin rasyonel, yönlendirici ve etkin kullanılması, arz açığı olan ürünlerde üretim artışı sağlanacaktır. Modelle doğal kaynaklar korunarak sürdürülebilir kullanımı sağlanacak, hangi havzada hangi ürünlerin ne kadar üretileceğine yönelik; destek bütçesi, talep tahmini, dış ticaret, fiyatlar, havzaların üretim potansiyeli gibi veriler kullanılarak toplam refahı maksimize edecek sürdürülebilir üretim dağılımı yapılacaktır.

 

 

Havza bazlı üretim modelinde destekleme üretilecek ürünler ilimiz için geleneksel üretim alışkanlığı olan bitkilerden oluşmaktadır. Ancak ülke geneli düşünüldüğünde      başka havzalarda çiftçi üretim alışkanlıklarından vazgeçmeyecek, havza     sınırları ile il sınırlarının  farklı olması nedeniyle, havzalarda farklı destek    uygulanması zorluklar yaşatacaktır. Ayrıca desteklerin çiftçinin en çok ihtiyaç    duyduğu zamanda değil de yine ertesi yıl verileceği göz önüne alındığında bu         anlamda havza bazlı destekleme üreticiye desteklerin ödenmesi zamanıyla ilgili farklı bir şey getirmeyecektir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı üreticilere sağladığı Tarımsal destekler ve prim ödenmelerini Çiftçi Kayıt Sistemini (ÇKS) baz alarak yapmaktadır. Başka bir anlatımla Bakanlık bu ödemeleri Çiftçi Kayıt Sistemine(ÇKS) kayıtlı olan çiftçilere yapılmaktadır. Oysa üreticilerimizin çoğunluğu çeşitli nedenle ÇKS ne kayıt olmamakta, bu nedenle üreticilerimizin çoğunluğu devletin sağladığı prim ve desteklerden yararlanamamaktadır. 
Sorunların çözümü için;

  • Öncelikli olarak üreticiye çeşitli adlar altında verilen (Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi, Alan Bazlı Destekler vb) desteklerin bütçe içindeki payı artırılmalıdır. Başka bir anlatımla üreticiye sağlanan destekler artırılmalıdır.

 

  • Devlet tarafından ürünün tahmini bedelinin yüzde 50?si üreticiye avans olarak ürün ayından 6 ay önce peşin olarak ödenmelidir.
  • Tohum, mazot, gübre, ilaç desteği ise bugün gibi azalan oranda değil de maliyetleri karşılayacak şekilde artırılarak ve üreticinin gereksinim duyduğu zamanda ödenmelidir.

 

  • Bu ödemelerin miktarını, ödeme zamanını ülkemiz dışındaki (AB, Dünya Ticaret Örgütü, IMF vb)  herhangi bir kuruluş değil de hükümetler ulusal gerçekler doğrultusunda belirlemelidir.
  • Tarım ve köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan havza bazlı üretim planlama modelinde bölgemizde yetiştiriciliği yapılan sebze, meyve üretimi destekleme kapsamına alınmamıştır. Havza da üretimi yapılan sebze ve meyvenin de desteklenecek ürünler listesine dahil edilmesi gerekir.

 

  • Tarımsal destek ve primlerinin miktarları; ekim ve dikimden önce belirlenerek ilan edilmeli, üreticinin ilan edilen destek miktarına göre ekim yapmasına fırsat verilmelidir.
  • Ayrıca, tarımsal girdi alımında çiftçi tarafından ödenen KDV ve ÖTV nin

 

 

 

alınmaması gibi tarım ve hayvansal üretim yapanların desteklenerek ülkemiz çiftçisinin Dünyadaki diğer rakipleri ile rekabet edebilmesi sağlanmalıdır.

  • Bakanlığa bağlı birimler, ilgili STK ları ve Belediyeler etkin bir çalışma yaparak ÇK sistemine girmeyen üreticilerin kayıt olmasını ve tarımsal desteklerden faydalanmaları sağlanmalıdır.

 

4. Tarımın yapısal sorunları, üreticinin üretimde kullandığı tohum, motorin, gübre vb. girdi fiyatları ve fiyat artış hızları yüksekliği, ürün fiyatları maliyetlere göre daha düşük tutulması/oluşması, çiftçiyi ekonomik olarak geriletmekte, kırsaldaki çalışabilir, aktif, genç nüfusun hızla kente göçüne sebep olmakta, kırsalda kalan nüfus yaşlılardan oluşmaktadır. Yaşanan bu tarımın aleyhine süreç sonucu üretim düşmekte, tarımsal alet ve makine varlığı kullanılamamaktadır.

Gerçekte, köyden kente göç yaşanması gereken doğal bir olgudur ve yaşanmalıdır. Ancak, kentlerimizdeki sanayi, hizmet sektörü, kentlerin alt ve üst yapıları bu hızlı göçü karşılayabilecek durumda değildir.  Gerçekte Ülkemizde yaşanan bu hızlı göçü hiçbir ülke kentlerinin karşılaması da olanaklı değildir. Oysa, çiftçinin kırsaldaki yaşam ve üretim standardının yükseltilmesine yönelik alınacak tedbirlerle bu hızlı göçün önüne geçilmesi olanaklıdır.

5. Ülkemizde, ilimizde Tarımsal kooperatifçilik gelişmemiştir. Üreticiler ürettikleri ürünü tek başına pazarlamak durumunda kalmakta ve bundan dolayı da piyasayı etkileyebilecek bir güçten mahrum kalabilmektedirler.  Oysa tarımı gelişmiş ülkelerde üreticilerin kendi aralarında kurdukları güçlü tarımsal örgütler ve kooperatifler ile; başta tarıma dayalı sanayi olmak üzere devlet ve uluslararası firmalarla dahi pazarlık yapabilmekte, işletmelere ortak olabilmektedir.

Üretici ve pazarlama kooperatifinin kurulmasına öncelik verilerek, çalışma alanları ve etkinliği batı standartlarına çıkarılmalı,  üretici ile tüketici arasındaki zinciri kısaltarak üreticiye yüksek gelir, tüketiciye hızlı, güvenilir ve ucuz ürün sağlamak amacıyla kooperatif ve birliklerden faydalanmak üzere, hal yasasında gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Ayrıca bölgemizde üretilen ürünlerin maddi değerlerinin kaybolmaması için bölgesel Üretici Borsası kurulmalıdır.

6. Ülkemiz insanlarının temel ihtiyaç maddelerinden biri olan hayvansal ürünlerin temini, giderek zorlaşmaktadır. Bunun en önemli nedeni; özellikle büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığımızda yaşanan ciddi düşüşlerdir.

 

 

 

 

Depremin etkisi, uygulanan ekonomik politikalar nedeniyle ilin hayvansal varlığı hemen hemen yarı yarıya düşmüş, (1999 yılı öncesinde İlimiz büyükbaş hayvan varlığı 102 bin iken günümüzde bu rakam yaklaşık 63 bin kadardır) sonuç olarak üretici ekonomik olamayan hayvancılıktan, giderek uzaklaşmıştır.
Oysa gelişmiş ülkelerde tarımsal üretim içersindeki hayvancılığın payı %60-70 olduğu halde, Ülkemizde bu oran %25-30 civarındadır. İlimizde ise bu kadar da değildir.

Ülkemizde yaşanan ekonomik krizler, yaşanan dalgalanmalar hayvancılık işletmelerini zor duruma sokmuştur. İl nüfusunun temel gereksinimi yanında kentimize yakın olan İstanbul metropolunun da hayvansal ürün ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlamak üzere hükümetler; ilimiz hayvancılığın geliştirilmesine yönelik politikalar geliştirmeli ve uygulamalıdır. Bu anlamda Kocaeli Hayvancılıkta Kalkınmada Öncelikli Bölge kapsamına alınmalı, Organize hayvancılık bölgeleri oluşturarak, bu bölgenin, Organize Sanayi Bölgelerine (OSB lere) sağlanan teşvik ve muafiyetlerden faydalanması sağlanmalıdır.

7. Kocaeli? de ekonomik olarak sulanabilecek arazi varlığı 32.593 hektardır. Reel olarak sulanan arazi miktarı ise 12.825 ha dır. Gerekli alt yapı yapılamadığı/yapılmadığından sulanabilir olduğu halde yaklaşık 20.000 ha toplamda ise 112.703 hektar alanda kuru tarım yapılmaktadır.

İlde sulanan arazi miktarı az olmasına karşın, bu gün ve gelecekte kuraklık en önemli sorunlardan biri olacaktır. Başka bir anlatımla bilimsel veriler kuraklık ülkemizin olduğu gibi Kocaeli tarımsal üretimini etkileyecektir/etkilemektedir. Bu nedenle yaşanacak tarımsal kuraklığa karşı şimdiden tedbirler alınmalı, ilde var olan ve olabilecek tüm olanaklar seferber edilmelidir.
Bu gün; sulamada kullanılacak en önemli kaynaklardan birisi sulama ve taşkın önleme amacıyla yapılan; Devlet Su İşleri ve Büyükşehir Belediyesi sorumluluğunda olan 12 adet gölet, ikincisi ise Sapanca gölüdür. Ancak sulamada, çeşitli nedenlerle, bu önemli kaynaklardan yeterince faydalanılmamaktadır.
Bu nedenler şunlardır:
a)  Sulama veya taşkın amaçlı yapılan göletlerin bulunduğu alanların
üst kesimlerinde verimli araziler bulunmasına karşın, kot farkı nedeniyle bu arazilerde sulama yapılamamaktadır.
b) Deprem veya başka nedenlerle kanal ve kanaletler zarar görmüş,   tamir edilmemiş, kanal ve kanaletlerin temizliğinin yapılmamış olması nedeniyle var olan bu göletlerin sulama amacı ile kullanılamaması,
c) sapanca gölünün tarımsal sulamaya açılmamasıdır.

İlimiz geçmişte olduğu gibi gelecekte de tarımsal kuraklığı yaşanması olasıdır.

 

 

 

Başka bir anlatımla gelecekte kuraklık en önemli sorunlardan biri olacaktır. Bu nedenle yaşanacak tarımsal kuraklığa karşı şimdiden tedbirler alınmalıdır. Öncelikle sulama amaçlı göletlerin sayısı arttırılmalı, var olup çeşitli gerekçelerle kullanılmayan kanal ve kanaletlerin kullanılabilir hale getirilmesi
( temizlenmeli, tamir edilmeli vb), ihtiyaca göre yenilerinin yapılması gerekmektedir.

Kot farkı nedeniyle sulanamayan alanlardaki verimli arazilerin sulanmasına
olanak sağlamak üzere,  DSİ ve Büyükşehir Belediyesinin olanakları kullanılarak, üst kesimlerde yapılan yeterli su depolarına göletlerden su pompalanarak, bu verimli alanların sulamaya açılması  sağlanmalıdır.

Ayrıca, Kartepe ilçesine bağlı; Eşme, Maşukiye, Uzuntarla ile Avluburun Köyleri ilin meyve, İzmit?e bağlı Akmeşe havzası ise tarla bitkileri üretiminin büyük bölümünü karşılamaktadır. Sapanca gölünün sulama amaçlı kullanıma açılması ile bu alanlarda yapılacak yeterli su depolarına, gölden su pompalanması ile üreticilerin, meyvecilik ve tarla tarımı yapılan alanlarında sulama yapma olanağı bulacak, meyvecilikte ve tarla tarımında verim artacak, kalite yükselecektir.

8. Kocaeli Tarım İl Müdürlüğü?nde toprak analiz laboratuarı kurulmuştur. Bakanlığın toprak analizi yapanlara dekar başına destek sağlamasına karşın laboratuar yeterince işlevsel değildir. İşlevselliğinin yeterli olmamasının nedenlerinin; öncelikle ilimizde toprak analiz laboratuarının var olduğu, toprak örneği alınması, analizin faydalarının yeterince anlatılmadığı, özetle konu hakkında yeterli eğitimin verilmediği, küçük parçalı arazi sahiplerinden de ücret alındığı, küçük çiftçinin bu toprak örneklerini laboratuara getirmelerinin kendilerine mali açıdan yük getirdiği olgusunun olduğu kanaatindeyiz.
Yaşanan bu olgu sonucunda çiftçi bilinçsiz kimyasal gübre kullanımına devam etmekte, bilinçsizce kullanılan gübreler toprak yapısının bozulmasına ve çevre kirliliğine yol açmaktadır. Ayrıca özelde çiftçi genelde ise ülke zarara uğramaktadır. Bunların önüne geçmek amacıyla Toprak Analiz Laboratuarı işlevselleştirilmeli, istenen sonuca hızla ulaşmak için üreticiler eğitimden geçirilerek konunun önemi anlatılmalı, küçük çiftçiden toprak analiz ücreti alınmamalı, örnek alma ve örneğin laboratuara ulaşımına katkı sağlanmalıdır.

9. Üreticilerimiz tarımsal alanda yapmış oldukları üretimle ilgili olarak beklentilerinin dikkate alınarak yaşam kalitelerinin ve üretimlerinin yükseltmesini istemektedirler. Bu isteklerinde de en önemli faktör İl Özel İdaresinden alacak oldukları pay ve tarım kesimine yapılacak yatırımlardır. Fakat özellikle 2005 yılından itibaren tarım kesiminin almış olduğu pay devamlı olarak düşmektedir. İlimiz özel idare bütçesinin her geçen yıl artmış olmasına

 

 

rağmen tarım kesimine ayrılan payın düşürülmesi tarıma yapılan yatırımların azaltılması ilimiz tarımına büyük bir sıkıntı ve sorun yaşatmaktadır.

Belki birçok kesimi ilgilendirmeyen, dikkatini çekmeyen Özel İdare bütçesi tarım kesimini çok yakından ilgilendiren bir konudur. Binlerce üreticimiz özel idareden ayrılacak olan payla alacak olduğu yem bitkisi (yonca, fiğ, korunga, silajlık mısır) tohumu, hayvancılık desteği, sera kurulumu, meyve yetiştirmek için fidan desteği beklemektedir.

Bu günlerde yapılacak olan Özel İdare bütçe görüşmelerinde özellikle tarım konusu görüşülürken binlerce üreticimizin beklentilerinin de dikkate alınarak İl Özel İdaresi tarafından 2007 yılından itibaren uygulanan stratejik plan doğrultusunda tarımsal yatırımların yapılarak, tarıma ayrılan payın arttırılması gerekmekte/beklenmektedir.

10. Kocaeli Toprak ve arazi bakımından oldukça fakir bir ildir. Bu nedenle Özel İdare, Sosyal Yardımlaşma Vakfı ve Orköy olanakları tarımsal amaçlı üretimin yapılanmasına daha fazla yönlendirilmeli, bu anlamda birim alanda yüksek getirisi olan seracılık, mantarcılık, çiçekçilik vb. tarımsal faaliyetler tercih edilerek yöreye özgü projeler üretilmelidir.  Üretilecek projelerin uygu-lamasında ürünün yetiştirme aşamalarından pazarlamasına kadar eğitim çalışmaları düzenlenmeli, üretici desteklenmelidir. Hazırlanacak projelerde  kent yaşayanlarının ihtiyaçları yanında yakınında bulunan İstanbul metropolu göz ardı edilmemelidir.

11. Bakanlar Kurulu; Tarım ve Köyişleri Bakanlığının önerisiyle fındık üretiminin planlaması, dikim alanlarının belirlenmesi ve üretimin talepteki gelişmelere göre yönlendirilmesini sağlamak gerekçesiyle fındık yetiştirilecek alanlar sınırlandırdı. Bu sınırlama sonucunda ilimizde sadece Kandıra ilçemizde ruhsatlandırılan alanlarda fındık üretimi yapanlar devlet tarafından desteklenecek, ekosistemi fındık yetiştiriciliğine uygun olan, arazi yapısı nedeniyle alternatif üretim yapma olasılığı olmayan, üstelik ataları da fındık üretimi yapan İzmit fındık üreticisine bu kararla devlet destek vermeyecektir.

Gerçekten Bakanlar Kurulu tarafından alınan bu karardan en çok zarar görecek ilçelerin başında da İzmit? li fındık üreticileri gelecektir. Zira ilçemizde %0-5 meyilli alanlar yok denecek kadar azdır. Var olan düz alanlar genellikle sanayi ve yerleşim yeri olarak kullanılmaktadır. Üretici 6.ve 7. sınıf arazilerde işlemeli tarım yapmakta, traktörlerin giremediği fazla meyilli, toprak kalınlığının az olduğu alanlarda ise fındık üretimi yapmaktadır. Kadriye, Mecidiye, Kozluca, Dağköy, Arpalık İhsaniye, Akmeşe?nin bir bölümü, Süleymaniye ve benzeri birçok köylerimizin toprak yapısı ve arazi meyili bu nitelikleri taşımakta olup

 

 

 

fındık yetiştiriciliğini zorunlu kılmaktadır. Ayrıca bu ve benzeri köylerde meyveciliğin yapılmasını engelleyen su kısıt?ı da vardır.(Su yoktur veya yetersizdir)  Arazi nitelikleri itibariyle kötü olan bu ve benzeri birçok köyümüzdeki arazide alternatif üretim yapılamayacağı için fındık üreticilerimiz bu kararla daha fazla mağdur olacaktır.

Fındıkçılıkla geçimini sağlayan insanlarımızın mağduriyetinin giderilmesi amacıyla, İzmit ilçemizin fındık üretimi yapılabilecek alanlar içerisine alınması sağlanmalıdır. İzmit?in ekosistem olarak fındık üretimi için ideal bir bölge olduğu, üreticinin mağduriyetinin giderilmesi yanında, ilçemizde meyilli alanlarda üretimi yapılan fındığın; toprak erozyon kontrolü de sağladığı da unutulmamalıdır.

12. Kartepe ilçesi sınırlarında yer alan Derbent Bataklık Mevkii olarak
bilinen bölge yaklaşık 5 km2 lik bir alanı kapsamaktadır. Bu bölgenin yaklaşık %35 lik kısmını (1750 da) taban tarım arazisi , %5 lik kısmını (250 da) ise meyve bahçeleri oluşturmaktadır. Tarımsal amaçlı kullanılabilecek bu alanın arazi yapısından (arazi eğimi düşük ) ve drenaj kanallarının olmaması nedeniyle fazla yağışlarda taban suyunun yükselmesi, alanın sular altında kalması sorunu vardır. Bu alanda arazi ıslah çalışması yapılması halinde bu verimli topraklardan iki, hatta üç ürün alma şansı varken, bu gün alanın belirli bölgelerinde yazın tek ürün yetiştirilmeye çalışılmaktadır.

Derbent bataklığında 1970 li yıllarda bir drenaj projesi uygulanmış, kurutma kanalı olarak bir kanal açılmış ve su kaynakları bu kanala bağlanmıştır. Fakat yıllar içerisinde bu kurutma kanalının yetersiz kaldığı ve görevini yerine getiremediği, bataklık arazisinin problemin giderilemediği görülmüştür.

Derbent Bataklığında ıslah çalışması yapıldığında, yaklaşık 2000 dekar alan,  her türlü ürünün yetiştirilebileceği tarım alanına dönüşecektir. Alanda uzun yıllardır tarımsal amaçlı üretim yapılmadığı,  kimyasal gübre kullanılmadığından, alanın ıslah edilmesiyle bu alanda Organik Üretim yapma olanağı elde edilecek, sonuçta bu çalışma bölge ve ülke ekonomisine olumlu yönde katkı sağlayacaktır.

Bölgede yeniden etüt çalışmaları yapılarak neler yapılabileceğinin tespit edilmesi, alanın bir an önce ıslah edilerek tarımsal üretime açılması gerekmektedir.

13. Kocaeli gibi sanayi ağırlıklı bir yapılanmanın egemen olduğu illerdeki en büyük sorunlardan biri de, sanayi kirliliğinin tarım toprakları ve tarımsal ürünler üzerine yaptıkları olumsuz etkilerdir. Kocaeli özellikle kentle iç içe olmuş metal,

 

 

 

petrokimya ve kimya fabrikaları, makine ve kağıt sanayi tesisleri gibi işletmeler tarafından sürekli kirletilmektedir. Bu tesislerin bacalarından çıkan kirletici gazlar asit yağmurları oluşturmakta ve sınır tanımaksızın tarım topraklarını olumsuz etkilemektedir. Yine aynı tesislerin atık suları, akarsulara verilerek dolaylı da olsa tarımsal ürünlerin nitelik ve niceliğini düşürmektedirler. Ne yazık ki, bu konudaki önlemler yeterli olmamaktadır(Ünal, 1996 ; Karpuzcu ve Bayar, 2005). İlimiz tarımının sürdürülebilirliği bağlamında bu olumsuzlukların acilen giderilmesi için gerekenler yapılmalıdır. İl?deki arıtma tesislerinin tam kapasiteyle çalışması sağlanmalı,  etkin bir denetim sürdürülmeli,  doğal su kaynakları alıcı ortam olarak kullanılmamalı, aksine hareket edenlere caydırıcı cezalar verilmelidir.

14. Kocaeli?nin Türkiye imalat sanayi içindeki üretim payı yıllar itibarı ile artış göstermektedir. İl merkezinde verimli ovaların büyük bir kısmı sanayi kuruluşlarına ve yerleşim sahalarına kayması nedeniyle verimli topraklar tarım arazisi olmaktan çıkmıştır. Verimli arazilerimiz üzerine kurulan sanayi tesislerinin kaldırılamayacağı düşünüldüğünde yeni yapılacak sanayi kuruluşlarının ve organize sanayi bölgelerinin tarımsal vasfı düşük arazilere kurulması sağlanmalıdır.

15.Tarımsal zararlılara karşı savaşımda mekanik, biyolojik mücadele yöntemleri uygulanmamakta, sürekli kimyasal ilaçlar kullanılmaktadır.  Kimyasal mücadele pahalıdır. İlaca direnç kazanan hastalık ve zararlının etkinliğini azaltmak için daha fazla ilaç kullanmak gerekir. Kimyasal ilaçlar toprağı ve suyu kirletir. Ayrıca kullanılan ilaçların, toprağa faydalı canlıları da öldürmesi bir başka sorun olarak göze çarpmaktadır.

Her ne kadar Tarım ve Köyişleri Bakanlığının il ve ilçe tarım müdürlükleri aracılığıyla uygulamaya koyduğu ve üreticinin meyve ve sebzede kullanılan ilaçların denetimi ve izlenmesi projesiyle, 12 Şubat 2009 tarihinde yayınlanan; Bitki Koruma Ürünlerinin Reçeteli Satış Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik  ile meyve ve sebzelerde ilaç kalıntısını önlemek ve ruhsatsız ilaç satışının önüne geçmek için bitki koruma ürünlerinde uygulamaya başlattığı reçeteli satış yöntemiyle dozlar ve kullanma süresi daha iyi takip edilerek ülkemizde de olumsuzluk yaşanmasının önüne geçilmeye çalışılmakta ise de ilgililerin aklına entegre mücadele gelmemekte(mekanik, biyolojik, ilaçlı mücadelenin bir arada kullanıldığı yöntem) eskiden olduğu gibi bitki hasta olduğunda ilaç yazılmaktadır. Bitki ve çevre sağlığının korunması için hastalık ve zararlıyla mücadele bitki hastalandığında veya zararlının etkisinde kaldığında değil,

 

 

 

 

zararlı eşiğine gelmeden periyodik koruyucu mücadele yapılmalı bu mücadele entegre mücadele olmalıdır.

16. Hatalı tarım teknikleri, tarım arazilerinin amaç dışı kullanılması gibi  nedenlerle toprak erozyonu sonucu tarım arazileri verimsizleşmektedir. Tarımsal amaçlı kullanılan arazilerin verimsizleşmesinin önüne geçmek için erozyon ve toprak kaybına karşı daha etkin önlemler alınmalıdır

17. Ziraat Bankasının ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin ticari düşünceden arındırılarak çiftçi ihtiyaçlarına cevap vermesine yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Kredi talebinde bulunan üreticilerimize kolaylık sağlamak amacıyla bürokratik işlemler azaltılmalıdır. Zirai kredi faiz oranı enflasyonun altında bir rakam olmalıdır.

18. Çiftçilerimizin üretmiş olduğu ürünlerin alınmasında ve tarımsal girdilerin üretilmesinde devlet müdahil olmalıdır. Taban Fiyatları belirlemesinde devlet varlığını hissettirmeli, özellikle gübre üretimi yapan fabrikaların özelleştirilmesinin önüne geçilmelidir.

Coğrafya, iklim, nüfus ile iç ve dış piyasa dengeleri göz önünde tutularak, tarım
sektörünün üretim, miktar, çeşit, nitelik planlamaları ile tohumda dışarıya bağımlılıktan kurtulma çalışmaları yapılarak ihtiyaçlarımızın yerli olanaklarla karşılanması için AR-GE çalışmaları yapılmalıdır.

19. Tarım ve hayvancılığın gelişmesi için Tarım ve Köyişeri Bakanlığı teşkilatları çiftçi eğitimi çalışmalarını gayretle yürütmüş ise de bu çabalardan arzulanan sonucun alınabildiği söylenemez. Eğer arzulanan sonuç alınabilmiş olsaydı çiftçilerimizin bu gün içinde bulunduğu sorunların büyük bir kısmı çözümlenmiş olurdu. Eğitim sorununun çözümünde batı ülkelerinde olduğu gibi Sivil Toplum Kuruluşlarının ( STK  ) aktif olarak görev almaları gerekmektedir. Ziraat Odaları gibi ilgili sivil toplum kuruluşları, Üniversitenin ilgili bölümleri doğrudan üreticileri hedef alan eğitim programları hazırlamalı, var olan bilgi birikimlerini kullanmaları ile eğitim sorunun aşılacağı düşünmekteyiz. Bu anlamda STK larının bu dinamik yapısından faydalanarak üreticilerimize tarımsal eğitim vererek çağdaş toplumlar seviyesine getirebilmek için ilgili Odalar, Kooperatifler ve Birlikler mali yönden ve araç yönünden desteklenmelidir.

 

 


Anasayfa |Bilgi Edinme |İletişim

İzmit Ziraat Odası | Yenişehir Mah.İzmit Kaymakamlığı Zemin Kat- İzmit / KOCAELİ

Telefon: (0262)321 24 73 | Fax: (0262) 323 29 19

izmitziraatodasi41[at]hotmail.com